Alternatif Piyasalar - Bölüm 4

BtcTurk CEO'su Özgür Güneri ve Barış Ertül'ün Bitcoin ve kriptopara piyasalarında gündemi değerlendirdiği Alternatif Piyasalar'ın 4. bölümü 28 Nisan 2020 Salı günü BtcTurk Twitter hesabında yayınlandı.

BtcTurk CEO'su Özgür Güneri ve Barış Ertül ile Alternatif Piyasalar 

Barış Ertül: Bugün koronavirüs etkisi altında dünya piyasaları Amerika ekonomisi dünya ekonomisi Merkez Bankası'nın davranışları bu durumlar adapte olmak ve kırılımların yönetmek bakımından ve bunun Bitcoin üzerindeki ve alternatif piyasalardaki etkilerini konuşuyoruz. İşin sosyolojik boyutu var tabii bir de ekonomik boyutu var. Sosyolojik boyutuna geçen programlarda epey değindik. Nakitsiz topluma doğru gidişi hızlandıracak etkisinden bahsettik. Radyoda sabah arayan dinleyici geçen programda 90 liralık şeye 100 lira veriyorum. O 10 lira kalsın diyorum. O paradan virüs geçer diye korkuyorum demişti. İnsanlar para tutmaktan korkuyor oldular. Dijital dönüşümle beraber nakitsiz topluma doğru paradan artık QR kodları ile para çekme veya kredi kartın temassız yöntemle ödemelere kadar artık bu iş başlamıştı. İstanbul’da metrolarda metrobüslerde zaten nakit para geçmiyordu. İsveç’in sadece yüzde 13’ü nakit para kullanıyor. Bunlar dünyada başlamıştı ama koronavirüs çok hızlanarak devam ediyor. Hayatımıza kalıcı olarak giriyor. Bu da bitcoin’in felsefesinin nasıl yaradığını dijital cüzdan ve Bitcoin ile alışveriş yapmak ve değer saklamak ve değerlerimizi transfer etme konusunda ortadaki kurumları da bankaları da gereksiz kılacak şekilde bireylerarası bir transfer aracı olarak yeni bir ekonomi yaratılmıştı. Bundan bahsettik. Sosyal boyutu de etkiliyor diye konuştuk bunu daha fazla kurcalamaya gerek yok. Burada konu ortada fakat işin ekonomik boyutu dünyanın koronavirüs ile beraber gittiği nokta Amerikan borsaları, Amerikan Merkez Bankası dünya merkez bankasının, Japon merkez bankasının Avrupa bölgesi bunların tutumları. Türkiye Merkez Bankası varlık alımlarına başladı. M1 para arzı %25 arttı ve her yerde para basılıyor. Her yerde par artıyor. Arz artıyor. Dolayısıyla paranın satın alma gücü ile enflasyon etkisi devalüe olma etkisi kaçınılmaz. Bu boyutlarıyla çok dinamik bir yapı var. Son birkaç günde bizim program Perşembe idi. Perşembe’den bugüne geleneksel piyasalardaki sen oradan geliyorsun banka kökenlisin. Aracı kurum kökenlisin. Borsanın nasıl işlediğini çok iyi biliyorsun. Bankacılık sistemi nasıl işlediğini biliyorsun. Sermaye piyasalarında çok olumlu bir hava var. Bu da hem Türkiye’deki hem de Avrupa’daki İspanya, İngiltere, Fransa ve İtalya başta olmak üzere koronavirüs vakalarında ciddi azalma var. Koronavirüs çıkan vakaların semptomları etkisi bakımından azalma var. Virüs etkisini kaybetmeye başladı. Tabii dolayısıyla bunun iyimserliği piyasalarda satın alınmaya başladı. Piyasada şunu söylüyor. 2020’deki felaketi biz satın aldık fiyatlara yansıttık. Çöktü piyasalar. Likidite kaçtık. Ama artık 2021’deki düzelmeyi virüsten hayatımızdan kurtulmamızı ekonomik olarak satın almaya başlıyoruz. 2021’i satın almaya başlıyoruz. Bu anlamda bir iyimserlik var. Tabii biz seninle merkez bankalarının bu para basması daha ve işsizlik boyutuyla bunu hemen geri ekonominin V şekline dönemeyeceğini dolayısıyla 2020’ye sattık 2021’e satın alıyoruz. Birkaç ay içinde her şey eski haline dönecek. Bunu da fiyatlamakta bir sakınca yoktur yaklaşımı fazla mı iyimser? Hem işsizlik boyutuyla hem de paramızı satın alma gücünde gerek Türk lirasının devalüe olması gerek Amerika’nın özellikle dünyanın rezerv para birimi doların bu Amerika işte FED bilanço büyüklüğünü görüyoruz. Sen nasıl görüyorsun fazla mı iyimser?

Özgür Güneri: Piyasalar açısından baktığımızda aynen senin söylediğin gibi bir durum var. Çünkü bundan sadece birkaç hafta önce küresel olarak neredeyse birey bazında öleceğimizden hasta olacağımıza dair çok büyük endişeler duyarken bundan birkaç hafta sonra rakamların düzelmeye başlaması bazı ülkelerin çeşitli konularda esnemeye gideceği konusunda yaptığı açıklamalar açıkçası piyasalara da moral verdi. Bu piyasaların ihtiyacı olan bildiğin gibi iki tane ana motivasyon vardır. Bir tanesi gelecekle ilgili bir beklenti çünkü piyasalar beklentilerle ilgili şeyleri satın alır. Dolayısıyla ileriye dönük olarak bir beklentiye ihtiyaç var. Diğeri bu beklentiyi satın alacak paranın olması likiditenin olması. Bu ikisi çok kritik. Şu anda piyasalar bu iki açısından destekleniyor gibi görünüyor. Para tarafında bir sıkıntı yok. Ancak beklenti tarafının ne şekilde yöneticilerin ilişkin benim görebildiğim kadarıyla piyasalarda 2 fikir var. Bunlardan bir tanesi düzenlemenin hızlı olacağı birkaç ay içerisinde hiç kimsenin çok şeyi hatırlamayacağı dolayısıyla işlerin normal ödenebileceği ve hayatın bunu geride bırakarak normal hızla normalleşebileceği bu senaryonun olabileceğini. Tabii bu senaryo ortada var olabilir. Şu anda bence piyasada pozisyon alan yatırımcılar bunu benimseyen yatırımcı grubu. Diğer tarafta ise piyasaların bu yükselişini katılmayanlar belki de ana fikirlerden bir tanesi. Evet piyasalarda bir toparlanma başlayabilir ama bazı sektörlerin tekrar geri gelmesi zor. Böyle virüs geçti 3 ay geçti değil yıllar sürebilir. Sivil havacılık kriz öncesindeki dönmesinin yıllar alacağını düşünüyorum. Piyasaların bazı şirketler için çok doğru hareket edip beklentileri veya bazı varlıklar için gelecekle ilgili beklentileri satın alması hatta gerekçelere dayanıyor olabilir. Oradan piyasalarda topyekün bir iyileşmeyi görebilmemiz için volatilite endeksinin düşmesini görmemiz daha çok borç tarafında krediye ihtiyacı olan ve bunu işe döndürebilecek olan şirketlerin menkul kıymetlerin veya ülkelerin bonolarını fiyatlarının daha makul seviyelere gelmesine ve bono piyasasının çok daha sağlıklı işler hale gelmesine öncelikli olarak görüyorum. Eğer bu desteklenmezse hisse senedi tarafındaki hareketlerinde kısıtlı kalacağını düşünüyorum. Tabii buradaki en büyük sıkıntılardan bir tanesi özellikle Amerikan dolarının bazının hızla genişliyor olması. Burada açıkçası basit bir örnek ile şöyle anlatabiliriz. Siz diyelim ki Apple’ın hissesini aldınız. Elinizde bir hisse var. Koronavirüs diye bir kriz geliyor. Sonra Apple yönetimi diyor ki biz oturup karar aldık. Bundan sonra 10 milyar hissesi var. Siz hala cebinizde bir hisseyle duruyorsanız artık şirketin 10 milyar da birine sahip olacaksınız. Bu kaçınılmaz bir matematik. Dolayısıyla normal koşullarda sağlıklı işleyen Finans piyasaları içerisinde bilançoların büyümesi sonra bunun şirketlere, halka, hane halkına ve finansının ekonominin büyümesine katkı sağlayabilecek şekilde yansıması ile o büyümenin ekonomik desteklenmesi ile beraber. Sen ezilmezken şimdi hızlı bir para basışıyla senin yakalayamayacağın bir fark oluştuğu için bu anlamda ezilmeye başlıyorsun. O yüzden insanların değerler saklama araçları veya bu tür gelecekte ortaya çıkabilecek enflasyon baskılarını kendilerini korunmak için farklı stratejiler geliştirmesi gerekecek. Tabii ki burada birkaç program önce konuşmuştuk Merkez bankaları yapmaları gerekeni yapıyorlar. Para basmak gerekiyor. Ama para basma sürecinde bazı sonuçları ister istemez olacak. Umuyorum ki ekonomi bir an önce normal haline gelsin ki bazı dinamikler yavaş yavaş yerine oturursun. Bu toz bulutu bir miktar daha dağılsın. Yoksa risk iklimleri yüksek kalmaya devam eder.

Barış Ertül: Senin söylediğin şu işin sermaye boyutu ve özellikle bu para basılması daha önceki programlarda söylemiştin. Mutabık kaldığımız konu eğer bu gerçekten ihtiyacı olan kesime satın alma kabiliyeti bakımından fakire yansımazsa sokağa yansımazsa 2008’de yaşadığımız zengini fakiri daha fakir yapan bir makasın daha da açılmasına sebep olan o 2008’deki uygulamalar devam ederse balonu daha da büyütecek. Kısa vadede sorunu çözüyor gibi gözüken uygulamalar demiştik. Bunun çok güzel örnekleri var. Facebook’un kurucularından Paulo Pitya üst düzey yöneticilerinden 2013 itibari ile bir iddiaya göre dolaşımdaki Bitcoin’in %5’ine sahip olmuş. Şu anda milyonlarca dolarlık fon yönetiyor ve bütün piyasada işlem yapıyor. Geçen gün Amerikan televizyonlarında çıktı. Bayağı da bir tartışma konusu oldu. Dedi ki şu anda geri satın almalar başarısız fonları başarısız şirket yöneticilerine prim veren ve bırakılıp terk edilmesi gerekenleri kurtarıldı. Dolayısıyla zengini daha zengin adaletsi  bir şekilde fakiri daha fakir yapan bir mekanizmanın işlediğini söyledi. Buna örnek olarak da IBM’i gösterdi. Çok ilginç bir örnektir. Son 20 yılda IBM borsadan 140 milyar dolarlık hisse satın almış ama IBM’in piyasa değeri şu an 110 milyar dolar. Geçen ay açıkladığı bilançoda 98’den beri en karlılığı düşük bilançosu. Dolayısıyla Bbu sistemin işlemediğini söylüyor. Bunu da senin söylediğine aynı noktaya geliyor. Vatandaşın cebinde 100 doları varsa bu Amerika’da olabilir. Türkiye’de olabilir. Japonya’da olabilir. Dünyanın rezerv para birimi olarak doları görüyoruz. Bu piyasaya sunulan Amerikan Merkez Bankası’nın büyüklüğü 2008’de 900 milyar dolardan 2020 itibariyle 6 buçuk trilyon dolara çıkmış. Amerika’nın arzı artmaya devam ediyor. Borçluluğu inanılmaz seviyelere gelmiş. 25 trilyon doları bulmuş. Her ay 1 trilyon dolar borçluluğu büyüyor. Bunu para basarak karşılamaya çalışıyor. Cebinde 100 doları olan adama bu basılan paralar yansımazsa 100 Dolar alım gücü basılan para oranında düşecek. Bu işin bir kere sermaye boyutu. Bir de bunun enflasyon boyutu var. Sermaye kaybının bağlı olduğu sen uçaklardan örnek verdin. Şu anda en ağır zarar gören sektör havacılık sektörüdür. Bütün Avrupa’da bütün dünyada iyileşme bekliyoruz. Radyo tarafında hep beklediğimiz bir takvim var. Mayıs ortası Bundesliga, haziran ortası Türkiye ligi, takibinde Premier Lig gibi futbolun normalleşmesini konuşuyoruz. Bunun tabii restoranlara yansıması var vs. Tabii ki havayolunun çalışmaya başlaması var. Bu da hiç kimse dış hatları konuşmuyor. Herkes iç hatlara konuşuyor. İç hatlarda sınırlı bir sosyal mesafeye dikkat edilmesi konuşuluyor. O da orta koltukların boş bırakılması. Bir koltuğa 2 yolcu alırsınız arka koltuğun boş bırakılması konuşuluyor. Dolayısıyla uçağın çok az yolcuyla havalanması söz konusu. Bu da uçak bileti fiyatlarına kaçınılmaz olarak yansıyacak. Restoranlarda %50 kapasiteyle restoranları müşteri kabul etmeye başladığı noktada az müşteri alacağı için az garson az bulaşıkçı çalıştırılması gibi işsizliği ve hem işsizlik konusunda kalıcı olarak geri dönmekte tüm dünyada Türkiye’de dahil geri dönüşümü çok zor olacağı. Bu da insanların alım gücünü etkileyeceği. Bununla beraber fiyatların maliyet enflasyona bağlı olarak artacağı. Bunun da yine paranın değerini düşürücü etkisi olacağı. Dolayısıyla da aslında hiç kimse iyimser olarak ummakla beraber bu işin geri dönüşünün V şeklinde olmayacağı. Bir zamana yayılarak olacağı yönünde hem fikirler. Dolayısıyla bu piyasaya sunulan likitlerin de kolay kolay geri çekilemeyeceği ve kısa vadede geri çekilme yaklaşımıyla açıkçası hangi para birimi olursa olsun elimizde tuttuğumuz paranın değer kaybetmemesi mümkün değil. İş o noktaya geliyor. Bu da altın gibi Bitcoin gibi kısıtlı varlıkları önümüzdeki günlerde konuşmaya devam edeceğiz. Baktığımızda borsalar toparlıyor. Altın hızla toparladı. Şimdi bitcoin’e bakıyorum. Krizin başladığı en büyük 14 Mart 12 Mart o dönemdeki fiyata yaklaştı.Orada ciddi bir toparlanma var. Dolayısıyla sen peki bundan sonrası için bu toparlanmanın daha temkinli yaklaşalım kötümser olmayalım ama bu noktada nasıl bir piyasa bekliyorsun? Yarılanmada yaklaşıyor. Biraz bundan sonra hareketlenecek mi? Yoksa son bir haftadır çok sınırlı bir yerde hareket eden altının hem bitcoin'e sermaye piyasaları biraz daha devam eder mi? Yoksa buralara doğru kayma olacak mı?

Özgür Güneri: Önümüzdeki dönemde bence yine volatilite çok belirleyici olacak. Hayatımızda kalmaya devam edecek. Şu anda baktığımızda o toplam piyasalara dalgalanma boyutunda bir azalma var gibi görünmekle beraber önümüzde İki seçenek var. Ya piyasaların gerçekten hükümetlerin aldıkları tedbirler ile hayatın normale dönmesini sorunsuz bir şekilde gittiği bir senaryo burada yukarı doğru hareketler görebiliriz. Daha önceki programlarda konuştuk. Sen de biraz önce belirttin. Eğer böyle bir toparlanma olacaksa nakitte kalanlar en büyük zararı görecekler. Benim görüşüm o. İkinci tarafta ise eğer bu senaryo gerçekleşmeyecek ise bu içinde bulunduğumuz durum bu şekilde gevşemenin sonuçlarında ekonomide beklediğimiz toparlanmayı küresel olarak göremezsek. Turizm bunun içerisinde ithalat ihracat muhtemelen bazı dengeler tedarik zincirleri değişecek. Bazı ülkelerin örneğin Türkiye lehine olma potansiyeli bazı ülkelerin aleyhine olma durumu var. Onların hepsini zaman gösterecek. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında eğer beklediğimiz toparlanmayı göremesek o zaman ciddi anlamda aşağı yönlü volatilite görebiliriz. Bitcoin de bundan mutlaka pay alacaktır. Ben kısa vadede eğer olur da piyasalarda çok hızlı bir V şeklinde yukarı doğru bir hareket görür de fiyatların hisse senedi tarafında bono tarafında hızla iyileşmeye başladığını görürsek ilk etapta belki bitcoin’de satış dalgası gelmesini çok beklemiyorum. Altın bundan daha fazla etkilenir gibi ama bu topyekün piyasalardaki iyileşmeler bazen aynı düşüşte her şeyin düştüğü gibi paranın çeşitli piyasalara yayılması saçılması ile her şeyin yükseldiği günleri de görme olasılığımız bence yüksek. Yüksek oranlı yükselişleri göreceğimiz günler diyelim.

Barış Ertül: Peki mesela o noktada paranın bir adres bulunması lazım. Birçok alternatif var. Senin dediğin gibi hepsine de gidebilirsin. Piyasalar nasıl çöktüyse piyasa beraber yükselebilirdi. Bu da doğru

Özgür Güneri: Sıcak paranın büyüklüğü potansiyel olarak arttığı için o dalga boyutu da yüksek olabilir.

Barış Ertül: Küçük piyasalarda hızlı büyüyebilir. Ya da büyük piyasa daha hantal kalabilir. Büyüme oranları veya prim oranları da itibariyle diyorsun. Negatif faiz Amerika’da elbette faizi tarihinde ilk defa deneyimlemeye yaklaştı. Avrupa bölgesinde zaten koronavirüs öncesinde de vardı. Senin de konuşmaların bu yönde vardı. Dolayısıyla negatif faiz enflasyonu düşürmeye çalışıyorlar. Enflasyonu tutmaya çalışıyorlar. Türkiye’de de öyle faizleri sürekli indiriyorlar. Aslında yükselmesi gerektiği bir ortamda dinamik olarak bir amacı var. Ekonomi hareketlendirmek. Bütün hükümetlerin Merkez bankalarını amacı üretimi arttırmak ve sokaktaki talebi artırmak.

Özgür Güneri: Normalleşmeye dönmek istiyoruz.

Barış Ertül: Bu koronavirüs öncesinde de vardı. Yani negatif faizi bu kadar fazla konuştuğumuz ve artık Amerika’nın bile negatif faizi konuştuğu bir ortamda insanlar yatırım noktasında parasını değerini saklama noktasında yani bankadaki paradan faiz kazanmaya bir tarafa bırak. Negatif faiz bankada paranı tuttuğu için bir kesinti yapılmasıdır. İdeal olanı o paranın üretime yansımasıdır. Yatırıma ve kapasite artırımına özellikle sanayide yansıması. Burada tabii insanların yatırım noktasında parasını korumak noktasında bu hisse senetleri piyasası olabilir. Bitcoin olabilir. Altın olabilir. Gümüş olabilir. Diğer varlıklar olabilir. Buralara kayma ihtimali derecede aynı derecede artmıyor mu?

Özgür Güneri: Negatif faiz da piyasalardaki bazı dengeleri bozuyor. Özellikle koronavirüs içerisinde geçtiğimiz durumu kenara koyarak söylüyorum. Bu süre içerisinde hiç hak etmeyen firmalar çok sıkıntılı günler yaşıyorlar. Türkiye’de ve küresel olarak da bunun etkilerini atlatmak tek başına birçok şirket için oldukça zor bir şey olabilir. Onu tamamıyla kenara koymak lazım. Normal hayatın akışı işleyişinde ve ekonominin 31 aralıktan önceki akışı içerisinde de faizlerin zaten düşük olması normalde ekonominin üstüne yük oluşturan şirketlerin mekanizmadan çıkmasını engelliyordu. Biz 2008’de başlayan sürecin devamını yaşıyoruz. Ne yazık ki şu anda içinde bulunduğunuz durumda koronavirüs krizi bence ekonomik dengelerin de en sağlıksız olduğu zamana denk geldi. Yani zaten faizin neredeyse olmadığı bir dünya düzeninde faizler belki bundan çok daha yüksek olması gerekirken yerde olsaydı. Amerika’da Avrupa’da devamlı para pompalanmasaydı. 2008'deki krizin etkilerinden sonra bunun geri dönüşü çok daha hızlı ve disiplinli bir şekilde yapılsaydı. Bugün küresel olarak da Fed’in elinde çok daha güçlü silah olurdu. Faize çok daha hızlı indirebilirdiniz. Ekonomide ciddi bir etki yaratabilirsiniz. Şimdiki yapılanların da çok etkili olup olmayacağı bütün dünyada tartışılıyor.

Barış Ertül: Faiz dediğimiz yerde faiz ve enflasyon birlikte hareket ediyor. Birbirlerine karşılıklı olarak iki yönlü olarak etkiliyor. Şimdi o noktada Bitcoin yarılanması da çok yaklaştı 12 Mayıs. Burada konuştuğumuz iş Bitcoin’e bağlandığında bitcoin’in bir felsefesini konuştuğumuz noktada seninle hep şunu söyledik. Para politikası en başından beri belli hiçbir merkezi otoritenin müdahale edemediği işte bitcoin çok var. Biraz arzını arttıralım. Bu kadar insan isterken diyemediği. Para birimlerinin aksine böyle bir baştan beri 2140 yılına kadar arzı sürekli sınırlanarak 4 yılda 1 azalarak sonunda da bir noktada da 21 milyon tanede arzının tükendiği bir sabit bir para politikası var. Dünyada altın dahil buna benzer bir para politikası olan sabit bir varlık yok. Bu bu yenilik olarak hayatımıza girdi. Bunun geri dönüşünün olmayacağı hayatımızda olacaksa da bunun yönü vadesi belli olmamakla beraber yukarıya yönlü hep değerini koruyan ve artıran bir varlık olarak bugün konuşuluyor. Tartışanlarda var tabii bunu zaman gösterecek. Bitcoin yarılanmasına her programda biraz şüpheli yaklaşıyoruz. 4 yılda bir olan çok önemli bir hadise. Tamamen para politikasının baştan belli olan para politikasının arzı sınırlayıcı etkisiyle talebi arttırıcı, değeri arttırıcı etkisi var. Geçtiğimiz programlarda üretim maliyetlerine konuştuk. Bir şeyin üretim maliyetine fiyatına bir şekilde yaklaştığını arz talep politikasının böyle işlediğini konuşmuştuk. 2012’de ilk yarılanma 10 dakikada oluşan blokların 50 Bitcoin üretiminden 25 Bitcoin düşmesi ile oldu. 4 sene sonra planlı bir şekilde 25 Bitcoin 12 buçuk bitcoin’e 10 dakikada bir belli olan ödüller. Her bir blokta ortaya çıkan ödüller. Dolayısıyla da Bitcoin üreten bilgisayar mekanizmalarının o maliyetleri karşısında ödüllendirilmeleri yapı bunun üzerine oturuyor. 2020 yılının 12 Mayıs’a geldiğimizde. 12 buçuk Bitcoin 10 dakikada bir blog ödülü 6.25 bitcoin’e düşecek. Dünyada şu anda bu koronavirüs etkisiyle rakamlar değişecektir ama %3,5 civarı bir enflasyon var. Altında çok değerli bir varlık olarak ve arzı son derece kısıtlı ama sürekli arzı olan bir varlık olarak hatta bunun zaman zaman kontrol edildiği noktada %2 buçuk gibi bir enflasyon oranı var. Önümüzdeki 12 Mayıs’taki Bitcoin yarılanması ile Bitcoin enflasyon oranının ilk defa artık 6’nın altına düşeceği. Altının %2 buçuğu 1.80’e 3.65 şu anda 10 dakikada bir blok üretimi ile %3,65’miş. 12 Mayıs günü 4 yıl boyunca %1,80 yıllık enflasyon olacak Bitcoin’de. Altından bile az ve dünyanın çok altında. Dolayısıyla bunu herkes heyecanla bekliyor. Ben yine geri dönüp baktım. Yarılanmaların hemen olduğu gün biraz önce simülasyonda birden fiyat artışları olmuyor. Fakat 1 ile 1 buçuk bitcoin içinde çok ciddi bunun değere yansıdığını görüyoruz. Bu azalan enflasyonun varlığını kıt olmasını ve daha da kıt olmasının getirdiği talep ile beraber fiyatının arttığını görüyoruz. Şu anda bir Bitcoin üretmenin maliyeti 6.000-6.500 dolarmış. Bugünkü enerji harcamalarıyla. Tabii burada şu görüldü dünya genelinde üzerinde Global piyasalarda ve bizim Türk Lirası olarak 50.000 liraların üzerinde çıktı hem Dolar kurunun artışından hem de Bitcoin’in dolar bazında dünyada değerlendirmesinden dolayı. Senin orada elini 54 bin liralara kadar çıktı. 40 bin liraları konuşuyorduk. Şimdi baktığımızda 6.500 dolarlık üretim maliyetinin karşısında şu an kar ediyor. Her ürettiğini satsa ve piyasaya. Şu anda 1200 Dolar civarında kar elde eder. Buna rağmen fiyatının düşmediğini görüyoruz. Bitcoin’e üretimden daha fazla talep var.  Yarılanma ile beraber Bitcoin üretimi maliyeti 12.000 13.000 dolarlar seviyesine çıkacak. Dolayısıyla ya fiyat oraya doğru gitmesi lazım. Üretim maliyetine yaklaşması lazım. Ya da üretenler o zaman eğer öyle bir talep gelmezse Bitcoin üretenler için çok ciddi karlılık anlamına gelecek. Bu sefer Bitcoin üreten sayısı artacak. Bitcoin üreten sayısının artması da Bitcoin blok zincirinin çok daha güçlü bir sistem haline getirecek. Bu da ayrı bir değer sınıfı oluyor. Dolayısıyla vadesini bilemiyorum ama benim gördüğüm yarılanma her şekilde yarıyor. Talep gelmesi üretenin mining yapanların da yatırımlarıyla da her şekilde buranın daha da güçlendiğini görüyoruz.

Özgür Güneri: Benim tahminim açıkçası Bitcoin’in genel olarak yarılanma zamanındaki fiyat performansı tabii ki çok çarpıcı ama ben 2020 yılındaki yarılanmanın açıkçası Bitcoin tarihindeki önemli dönem noktalardan biri olacağını düşünüyorum. buradaki ana yaklaşımında şu açıkçası

Barış Ertül: 2 yarılanmadan farklı bir döngü mü bekliyorsun?

Özgür Güneri: Fiyat olarak farklı bir yorumum olacak ama şimdi mevcut içinde bulunduğumuz ekonomik durum içinden geçtiğimiz inanılmaz süreç hiçbirimizin daha önceden ön göremediği belki de aklımıza bile gelmeyen sadece filmlerde olan bir süreçten bahsediyorum. Bu kadar likiditenin bol olduğu piyasaların volatilite yüksek olduğu bir zamana denk gelen bir yarılanma bence gerçekten çok uzun yıllar boyunca hatırlayacağımız bir yarılanma olacak. Şu anlamda söylüyorum. Bundan sonraki süreçte eğer Bitcoin adaptasyonu devam edecekse ve bitcoin’e Kripto paralara ilgi sürecekse ki bu krizin içerisinde yaklaşık 200 -250 milyar dolarlık toplam piyasa değeri Bitcoin adı 200 milyar dolar 150 milyar dolar arası piyasa değeri ile girdik. Küresel finansal piyasaların bu kadar esnediği noktada yaralanma ile beraber likidite etkisini fiyatlara ne şekilde yansıyacağını gerçekten merak ediyorum. Bu hepimiz için deney gibi bir süreç. Bakıldığında 2012’de yarılanma oldu. Bitcoin bu kadar yaygın değildi. İkincisi bu kadar çok kişi Bitcoin konuşmuyordu. Olumlu veya olumsuz yönde. Finansal piyasalarda bugüne göre çok farklı dinamikler vardı. 2016 yine aynı şekilde ama 2020 hem yarılanmanın olması hem de olduğu ve zamanın bu içinde bulunduğumuz konjektör diyelim çok enteresan olacak. Hem fiyatlandırmada bu anlamda nakitte kalanın zarar göreceği ve önümüzdeki dönemde açıkçası nakit dışındaki bazı varlıkların çok iyi performans göstereceği ve varlıklar arasında bitcoin olabileceği senaryosunu düşünüyorum. Biz önümüzdeki dönemde yine Bitcoin’in fiyatında işte inanılmaz bubble mı değil mi gibi tartışmalar görebiliriz. Bu sadece Bitcoin’e özgü bir konu değil. Ben hisse senedi içinde belki bazı şirketlerin değerleri içinde bir süre sonra aynı konuları konuşacağımız ve aynı yaklaşımları göreceğimizi düşünüyorum. Dünyada bu kadar volatilite ve para varken özellikle rahatlıkla herkesin sonsuz erişebilir mi diye bazı varlıklarda balon oluşma riski var. Onu da yaşayıp göreceğiz.

Barış Ertül: Evet göreceğiz burada ben fiyat sadece boyutunu merak etmiyorum. Vade boyutunu merak etmiyorum. Aynı zamanda işim felsefesinde mantığına sahip olduktan sonra yeter ki sistem çalışsın. Yani bugün 2009’dan beri 2010’dan beri bir saniye durmayan ki borsalar Cumartesi Pazar kapalı belli bir saatte bitiyor belli bir saatte başlıyor. Çok hızlı bir düşüş olduğunda durduruluyor. Ama Kripto para piyasasında işsizlikle beraber yaratılan özgürlüğü satın alma noktasında borsalara yansıdığı yerde 7 gün 24 saat 365 gün devam eden isterse %50 çıksın isterse %50 düşsün piyasanın durmadığı her an volatilite her an alım satışın olduğu bir piyasa. Enflasyon oranlarından bahsettik. Rekabetçiliğinden merkeziyetsizliğinden bunların hepsinden bahsettik. Tabii bu konuştuğumuz zincirin, mekanizmanın ne kadar mükemmel işlemesi ile alakalı. Dolayısıyla 12-13 gün dolarlarla bir maliyet üretim maliyetini fiyat gitmese bile kısa vadede o arada doğan kar marjını hashrate dediğimiz o Bitcoin imal edenlere etkisini çok merak ediyorum. Bitcoin blok zincirinin bilgisayar ağının olarak gücü tarihi zirvelerinde. Bitcoin ağının gücü bilgisayarlarının Bitcoin veritabanını korumalarını saklamaları senkronize bir şekilde ve her bir yayını transactionı barındırmaları ilave etmeleri bu Bitcoin in ağının gücü değerinin gücü anlamına geliyor. Dolayısıyla çok merak ediyorum. Rakamları istatistiklere nasıl yansıyacak?  Bitcoin 2012’de ilk yarılanmada bir yılda %9 değer kazanmış. 2016’da ikinci yarılanmada bir buçuk yılda %3 değer kazanmış. Dolayısıyla bugün 2020’de bu yarılanma ile beraber önümüzdeki bir buçuk yıl içinde gerek değer artışı gerekse Bitcoin işlem gücündeki sürekliliği bunlar gerçekten çok ilgi çekici olacak. Tarihte hiç yaşamadığımız bir dönem yaşarken Bitcoin için de aynısını dönemi yaşayacağız.

Özgür Güneri: Burada açıkçası fiyat konusunda nereye gider o konuda tabii ki emin değilim onunla ilgili kesin konuşamam. Ama Bitcoin’in değer olarak önümüzdeki dönemde yaşanacak enflasyon ve ekonomideki hızlı genişlemenin sonuçlarından yatırım yapanlarını koruyacağını düşünüyorum. Bu korumanın boyutunu ne olacağını yaşayacağımız önümüzdeki süreç ve likiditenin ne kadar piyasalarda kalacağı belirleyecek. Ben bir Bitcoin yatırımın değer olarak bu tufanın içerisinden ezilmeden çıkacağını düşünüyorum.

Barış Ertül: Hiç konuşmuyoruz ama Bitcoin protokolü de durduğu yerde durmuyor. Dünyanın dört bir yanındaki geliştiriciler tamamen demokratik ve merkeziyetsiz şeffaf bir yapıda bu çok önemli. Tamamen konsensus arayışı ile açık kodlama açık kaynak kodu dediğimiz uygulamalarla Bitcoin protokolünü geliştiriyorlar. Yani Bitcoin şimdi neyse yüzyıl sonra o olmayacağını bugün anlıyoruz. Ben çok teknik bilmiyorum ama onların Bitcoin siteleri noktasında çabuk hareket etmesi o blokların limitlerini genişletip yani kredi kartı ödemesi saniye içerisinde yapabildiğimiz gibi kullanılamayacağı çok tartışılan bir konuydu. Bu konuda rahatlatıcı Bitcoin alım satım fillerini ücretlerini düşürücü herkesin çok daha rahat sahip olup kullanabileceği kullanım alanları yaratacağı protokol geliştirmeleri de devam ediyor.

Özgür Güneri: Bence çok önemli bir konu bence gelecek programların birinde Bitcoin ile kahve almak konu başlığını değerlendirelim. Çünkü bence insanlar Bitcoin’de değeri yanlış yerde arıyorlar. Bazı kişilere aykırı gelebilecek fikirlerim var. Bitcoin önümüzdeki dönem içinde çok daha farklı yere konumluyor olacak. O yüzden Bitcoin ile kahve almak önceliklerinden biri değil ve olmayacak.

Barış Ertül: Dijital altınolarak konumlandırılması benzetilmesi öncelik tabii ki değeri bakımından da önemli açıkçası Bitcoin protokolündeki geliştirme çalışmalarına baktığımızda sadece dijital altın olmakla yetinmediğini görüyoruz. Bu boyutu da önemli. Netici itibariyle ilk 2009’daki halinde değil. Çok daha güvenli, hızlı ve çok daha alım satım ücretleri makul bir noktaya geldiği boyutu var. Gelişme de sürekli devam ediyor.